<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zihni &#187; Kategorilenmemiş</title>
	<atom:link href="http://www.zihni.net/category/kategorilenmemis/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.zihni.net</link>
	<description>Zihinsel şeyler, web programlama falan filan</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Aug 2010 16:22:20 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Elif Şafak: Aşk&#8217;ın 40 kuralı</title>
		<link>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/elif-safak-askin-40-kurali/</link>
		<comments>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/elif-safak-askin-40-kurali/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 14:35:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zihni.net/?p=595</guid>
		<description><![CDATA[


Bu kitaptaki Aşk&#8217;ın 40 kuralı için Elif Şafak şöyle demiş:
&#8220;Bunların hepsi hayali kurallar. Ben bunlara ´Gönlü Geniş Ruhu Gezgin Sufi Meşreplilerin 40 Kuralı´ diyorum. Roman çıktığından beri bunlar çok konuşuluyor. İnternette dolaşıyor. İmza günlerinde bana getirilen kitaplara bakıyorum. Hep kuralların altı çizilmiş. Bütün bunlar beni mutlu ediyor. Bu kuralları kurgulamak bana da iyi geldi. Ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bu kitaptaki Aşk&#8217;ın 40 kuralı için Elif Şafak şöyle demiş:</div>
<p>&#8220;Bunların hepsi hayali kurallar. Ben bunlara ´Gönlü Geniş Ruhu Gezgin Sufi Meşreplilerin 40 Kuralı´ diyorum. Roman çıktığından beri bunlar çok konuşuluyor. İnternette dolaşıyor. İmza günlerinde bana getirilen kitaplara bakıyorum. Hep kuralların altı çizilmiş. Bütün bunlar beni mutlu ediyor. Bu kuralları kurgulamak bana da iyi geldi. Ama ben hiçbir zaman bunları ´kişisel gelişim kuralları´ gibi düşünmedim. Bunlar sadece dostane fısıltılar. Yoksa okura bir şey öğretmek gibi bir tavrı olmamalı yazarın.&#8221; demiş</p>
<p>1. Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer Tanrı dendi mi evvele aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.</p>
<p>2. Kural: Hak Yolu’nda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!</p>
<p>3. Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahire manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninın batınisıdır. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayesiz kalır tarif etmeye.</p>
<p>4. Kural: Kainattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi O’nu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa sonsuza dek O’nda kalır.</p>
<p>5. Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini’ diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘bırak kendini, ko gitsin!’<br />
Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!</p>
<p>6. Kural: Şu dünyada çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.</p>
<p>7. Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.</p>
<p>8. Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.</p>
<p>9. Kural: Sabretmek öyle durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.</p>
<p>10. Kural: Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney -çıktığın her yolculuğun içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır.</p>
<p>11. Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir “Sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.</p>
<p>12. Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.</p>
<p>13. Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.</p>
<p>14. Kural: Hakk’ın karşısına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın.” Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir “diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?</p>
<p>15. Kural: “Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldur. Tek tek hepimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, attığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.”</p>
<p>16. Kural: Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.</p>
<p>17. Kural: Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.</p>
<p>18. Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.</p>
<p>19. Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı sevin. Yakında gül yollayacak demektir.</p>
<p>20. Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.</p>
<p>21. Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hak’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.</p>
<p>22. Kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.</p>
<p>23. Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.<br />
Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…</p>
<p>24. Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.</p>
<p>25. Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeye başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.</p>
<p>26. Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.</p>
<p>27. Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı bir laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.<br />
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.</p>
<p>28. Kural: Geçmiş zihinlerimiz kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.</p>
<p>29. Kural: Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten” ne yapalım kaderimiz böyle “ deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamı değil sadece yol ayırımlarını verir. Güzergah bellidir ama dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatın hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.</p>
<p>30. Kural: Hakiki Sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.<br />
Sufi kusur görmez. Kusur örter.</p>
<p>31. Kural: Hakk’a yaklaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker; kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.</p>
<p>32. Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yakut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!</p>
<p>33. Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.</p>
<p>34. Kural: Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.</p>
<p>35. Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı Kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.</p>
<p>36. Kural: Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri san tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı’da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.<br />
O’nun bilgisi dışında yaprak bile kımıldamaz. Sen sadece buna inan!</p>
<p>37. Kural: Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölme zamanı.</p>
<p>38. Kural: ’Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?’ diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.<br />
Tek bir gün bile tıpatıp aynıysa yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.</p>
<p>39. Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden bir hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.<br />
Ölen her Sufi için Yeni bir Sufi daha doğar.</p>
<p>40. Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalı, mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.<br />
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/elif-safak-askin-40-kurali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben Sana Mecburum</title>
		<link>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/ben-sana-mecburum/</link>
		<comments>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/ben-sana-mecburum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 16:45:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zihni</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Sana Mecburum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zihni.net/?p=164</guid>
		<description><![CDATA[Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben sana mecburum bilemezsin<br />
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum<br />
Büyüdükçe büyüyor gözlerin<br />
Ben sana mecburum bilemezsin<br />
İçimi seninle ısıtıyorum.</p>
<p>Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor<br />
Bu şehir o eski İstanbul mudur<br />
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor<br />
Sokak lambaları birden yanıyor<br />
Kaldırımlarda yağmur kokusu<br />
Ben sana mecburum sen yoksun.</p>
<p>Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur<br />
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur<br />
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan<br />
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu<br />
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından<br />
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman<br />
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu</p>
<p>Fatih&#8217;te yoksul bir gramofon çalıyor<br />
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor<br />
Durup köşe başında deliksiz dinlesem<br />
Sana kullanılmamış bir gök getirsem<br />
Haftalar ellerimde ufalanıyor<br />
Ne yapsam  ne tutsam nereye gitsem<br />
Ben sana mecburum sen yoksun.</p>
<p>Belki haziran  da mavi benekli çocuksun<br />
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor<br />
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden<br />
Belki Yeşilköy&#8217;de uçağa biniyorsun<br />
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor<br />
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin<br />
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor</p>
<p>Ne vakit bir yaşamak düşünsem<br />
Bu kurtlar sofrasında belki zor<br />
Ayıpsız   fakat ellerimizi kirletmeden<br />
Ne vakit bir yaşamak düşünsem<br />
Sus deyip adınla başlıyorum<br />
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin<br />
Hayır başka türlü olmayacak<br />
Ben sana mecburum bilemezsin.</p>
<p>Attila İLHAN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/ben-sana-mecburum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevlana Celaleddin Rumi &#8211; Etme!</title>
		<link>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/mevlana-celaleddin-rumi-etme/</link>
		<comments>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/mevlana-celaleddin-rumi-etme/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 20:14:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zihni</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Etme]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana Celaleddin Rumi]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zihni.net/?p=526</guid>
		<description><![CDATA[ETME
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.
Ey ay, felek harab olmuş, ziyan olmuş senin için
Bizi öyle harab, öyle ziyan ediyorsun, etme.
Ey, makamı var ve yokun üstünde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.
Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan
Sen ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.
Şekerliğinin içinde zehir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ETME</p>
<p>Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.<br />
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.</p>
<p>Ey ay, felek harab olmuş, ziyan olmuş senin için<br />
Bizi öyle harab, öyle ziyan ediyorsun, etme.</p>
<p>Ey, makamı var ve yokun üstünde olan kişi<br />
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.</p>
<p>Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan<br />
Sen ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.</p>
<p>Şekerliğinin içinde zehir olsa dokunmaz bize<br />
Sen zehri o şeker, şekeri zehrediyorsun, etme.</p>
<p>Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı<br />
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.</p>
<p>Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer<br />
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.</p>
<p>İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil<br />
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.</p>
<p>MEVLANA</p>
<p><embed src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdDQVdCXRI=" type="application/x-shockwave-flash"wmode="window" bgcolor="#090909" width="425" height="343" allowScriptAccess="always" allowfullscreen="true" ></embed></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/mevlana-celaleddin-rumi-etme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gitar Çalanlara John Mills&#8217;den 10 Altın Kural</title>
		<link>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/gitar-calanlara-john-millsden-10-altin-kural/</link>
		<comments>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/gitar-calanlara-john-millsden-10-altin-kural/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 20:11:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zihni</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[10 Altın Kural]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zihni.net/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[1. Her zaman yanlız başınıza çalışın. Aksi taktirde konsantrasyonunuz bozulacak, bir süre sonra yanınızdakiler &#8220;bu senin bildiğin tek parçamı? Bugün aynı parçayı belki otuzuncu kezdir çalğyorsun&#8221; gibi yorumlar yapmaya başlayacaktır. Eğer odada bir başkası varsa sizin yaptığınız &#8220;pratik yapmak&#8221; değil sadece &#8220;çalmak&#8221; olacaktır.Her iki kelime aynı fonksiyonu tanımlıyor gibi gözükse de aslında tamamen farklıdır. Pratik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. Her zaman yanlız başınıza çalışın. Aksi taktirde konsantrasyonunuz bozulacak, bir süre sonra yanınızdakiler &#8220;bu senin bildiğin tek parçamı? Bugün aynı parçayı belki otuzuncu kezdir çalğyorsun&#8221; gibi yorumlar yapmaya başlayacaktır. Eğer odada bir başkası varsa sizin yaptığınız &#8220;pratik yapmak&#8221; değil sadece &#8220;çalmak&#8221; olacaktır.Her iki kelime aynı fonksiyonu tanımlıyor gibi gözükse de aslında tamamen farklıdır. Pratik yapmak bilgiyle beyni besleyen oldukça yoğun bir süreçtir. Bu, çok zaman harcandıktan sonra bilinç altına yerleşmiş olur ve Kraliyet Festival Salon&#8217;unda 3000 kişi önünde yada evde ailenizin önünde olsanız bile icranız esasında bir hatırlama sürecidir.<br />
2. Pratik yaptığınız oda sessiz, ılık ve iyi havalandırılmış olmalıdır. Soğuk ve havasız ortamlarda konsantre olunacak süre oldukça azdır.<br />
3. Pratik yapmaya başlamadan önce gitarınızın doğru akortta olup olmadığını kontrol edin.<br />
4. Kendinizi her zaman pratik yapma amacınıza yönlendirin. Bu amaç belli bir çalışmayı yada alıştırmayı öğrenmek yada bir parçanın zor bölümünü düzenlemek olabilir. Etrafınızda tembel tembel dolanan insanların çalışmanızı bölüp sorun çıkarmalarına izin vermeyin. Pratik yapmak için günde en fazla yarım saat ayırabiliyor bile olsanız, gerektiği şekilde konsantre olduğunuz taktirde bu kadar süre içinde bile inanılmaz başarılar elde edebilirsiniz.<br />
5. Bir seferde bir saatten fazla çalışmayın. Biliyorumki her şey yolunda giderken gitarı bırakmak zordur, fakat inanmalısınızki on dakikalık ara bile konsantrasyonunuzu yeniden toplamanıza yardım eder. Bilimsel olarakta kanıtlandığı gibi insan beyni bir konu üzerine birkaç dakikadan fazla odaklanamaz, konsantrasyon dağılmaya başlar. Alıştırma yapılarak bu süre 45 dakikaya ve hatta bir saate çıkarılabilir, fakat bu süre sonunda konsatrasyon süresi giderek aşağılara düşer. Bu yüzden bu süreyi artırmak tehlikelidir,aksi taktirde dikkatimiz dağılmaya başlar. Yorgun olduğumuzda yaptığınız teknik ve müzikal hatalar artar ve bu hataları yok etmek haftalar hatta aylar alabilir.<br />
6. Bir pratik yapma oturumuna çok fazla malzeme doldurmaya çalışmayın. Oturumunuzun bir kısmını teknik çalışmalara (diziler,alıştırmalar&#8230;vb) ve bir kısmı da özel bir parçayı çalışmayı içerecek şekilde zamanınızı ayarlayın. Az miktarda bir şeyi iyi yapmak tamamını kötü yapmaktan daha iyidir.<br />
7. Çalışınızı sürekli olarak dikkatle dinleyin. Amacınız notaları kesmeksizin dolu, sıcak, ve net bir ses olmalıdır.Acele etmeyin , başlangıçta her şeyi yavaş yavaş uygulamaya koyun. Düşük hızda iken notaları rahat çalabildiğinizi hissediyorsanız temponuzu biraz artırabilirsiniz. Bir parçayı daha başlangıçta hızlı çalmaya çalışmak ilerlemeyi engeller.Bu durumda yapmış olduğunuz, hataları pratik<br />
yapmaktır ve uzun süreli çalışlar bunu daha kötü hale getirir.<br />
8. Bir parçaya hazırlanıp onu doğru hızda çalıyor olduğunuzda duraksamaktan veya yanlışlıkla başka bir nota yada nota grubu atlamaktan korkmayın. Büyük teknik problemlerin daha önceden belirlenip üzerinde çalışılması gerekir, fakat insanlar mükemmel varlıklar değillerdir hatalar her zaman ortaya çıkabilir. Bu nedenle hatalarınızın üzerine gitmekten korkmayın, çünkü müzikte işlenebilecek en büyük suç ritmi ya da akıcılığı bozmaktır.<br />
9. Kabiliyetinizi aşan bir parçayı çalmaya uğraşmayın. Boyle parçaları herhangi bir şekilde duyup kendi kendinize pratik yapmaya çalışabilirsiniz. Fakat bu parçaları gelecekte başvurmak üzere şimdilik rafa kaldırmanızda bir sakınca yoktur. Kendinize bir pratik yapma çizelgesi hazırlayın. Bu çizelge basit parçalardan zor olanlara doğru sıralanmalıdır.<br />
10. Gitar oldukça yaygın kullanılan bir enstrumandır.Bu nedenle gitarla ilgilenen insanlar arasına girdiğinizde onlarla birlikte çalışın, repertuarınızı paylaşın hatta düet bile yapabilirsiniz. Gitaristler ritm ve tempoda diğer müzisyenlere göre daha serbest hareket etmek isterler (genelde bilinç altı olarak). Bu durumu birlikte yapacağınız çalışmalarla düzeltebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/gitar-calanlara-john-millsden-10-altin-kural/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son Otobüs &#8211; Nazım Hikmet Ran</title>
		<link>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/nazim-hikmet-ran-son-otobus/</link>
		<comments>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/nazim-hikmet-ran-son-otobus/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jun 2008 23:55:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zihni</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Son Otobüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zihni.net/?p=446</guid>
		<description><![CDATA[Gece yarısı.Son otobüs.
Biletçi kesti bileti.
beni ne bir kara haber bekliyor evde,
ne rakı ziyafeti.
Beni ayrılık bekliyor.
Yürüyorum ayrılığa korkusuz ve kedersiz.
İyice yaklaştı bana büyük karanlık.
Dünyayı telaşsız, rahat seyredebiliyorum artık
Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği,
elimi sıkarken sapladığı bıçak.
Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.
Geçtim putların ormanından baltalayarak
nede kolay yıkılıyorlardı.
Yeniden vurdum mihenge inandığım şeyleri,
çoğu katkısız çıktı çok şükür.
Ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gece yarısı.Son otobüs.<br />
Biletçi kesti bileti.<br />
beni ne bir kara haber bekliyor evde,<br />
ne rakı ziyafeti.<br />
Beni ayrılık bekliyor.<br />
Yürüyorum ayrılığa korkusuz ve kedersiz.</p>
<p>İyice yaklaştı bana büyük karanlık.<br />
Dünyayı telaşsız, rahat seyredebiliyorum artık<br />
Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği,<br />
elimi sıkarken sapladığı bıçak.<br />
Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.<br />
Geçtim putların ormanından baltalayarak<br />
nede kolay yıkılıyorlardı.<br />
Yeniden vurdum mihenge inandığım şeyleri,<br />
çoğu katkısız çıktı çok şükür.<br />
Ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum vardı,<br />
ne böylesine hür.</p>
<p>İyice yaklaştı bana büyük karanlık.<br />
Dünyayı telaşsız, rahat seyredebiliyorum artık.<br />
Bakınıyorum başımı kaldırıp işten,<br />
karşıma çıkıveriyor geçmişten<br />
bir söz<br />
bir konu<br />
bir el işareti.</p>
<p>Söz dostça<br />
koku güzel,<br />
el eden sevgilim.<br />
Kederlendirmiyor artık beni hatıraların daveti<br />
hatıralardan şikayetçi değilim.<br />
Hiçbir şeyden şikayetim yok zaten,<br />
yüreğimin durup dinlenmeden<br />
kocaman bir diş gibi ağrımasından bile.</p>
<p>İyice yaklaştı bana büyük karanlık.<br />
Artık ne kibri nazırın, ne katibin şakşağı.<br />
Tas tas ışık döküyorum başımdan aşağı,<br />
güneşe bakabiliyorum gözüm kamaşmadan.<br />
Ve belki, ne yazık,<br />
hatta en güzel yalan<br />
beni kandıramıyor artık.<br />
Artık söz sarhoş edemiyor beni,<br />
ne başkasının ki, nede kendiminki.</p>
<p>İşte böyle gülüm,<br />
iyice yaklaştı bana ölüm.<br />
Dünya, her zamankinden güzel, dünya.<br />
Dünya, iç çamaşırlarım, elbisemdi,<br />
başladım soyunmağa.<br />
Bir tren penceresiydim,<br />
bir istasyonum şimdi.<br />
Evin içerisiydim,<br />
şimdi kapısıyım kilitsiz.<br />
Bir kat daha seviyorum konukları.<br />
Ve sıcak her zamankisinden sarı,<br />
kar her zamankinden temiz.</p>
<p><strong>Nazım Hikmet Ran</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zihni.net/kategorilenmemis/nazim-hikmet-ran-son-otobus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
