Gitar Çalanlara John Mills’den 10 Altın Kural

1. Her zaman yanlız başınıza çalışın. Aksi taktirde konsantrasyonunuz bozulacak, bir süre sonra yanınızdakiler “bu senin bildiğin tek parçamı? Bugün aynı parçayı belki otuzuncu kezdir çalğyorsun” gibi yorumlar yapmaya başlayacaktır. Eğer odada bir başkası varsa sizin yaptığınız “pratik yapmak” değil sadece “çalmak” olacaktır.Her iki kelime aynı fonksiyonu tanımlıyor gibi gözükse de aslında tamamen farklıdır. Pratik yapmak bilgiyle beyni besleyen oldukça yoğun bir süreçtir. Bu, çok zaman harcandıktan sonra bilinç altına yerleşmiş olur ve Kraliyet Festival Salon’unda 3000 kişi önünde yada evde ailenizin önünde olsanız bile icranız esasında bir hatırlama sürecidir.
2. Pratik yaptığınız oda sessiz, ılık ve iyi havalandırılmış olmalıdır. Soğuk ve havasız ortamlarda konsantre olunacak süre oldukça azdır.
3. Pratik yapmaya başlamadan önce gitarınızın doğru akortta olup olmadığını kontrol edin.
4. Kendinizi her zaman pratik yapma amacınıza yönlendirin. Bu amaç belli bir çalışmayı yada alıştırmayı öğrenmek yada bir parçanın zor bölümünü düzenlemek olabilir. Etrafınızda tembel tembel dolanan insanların çalışmanızı bölüp sorun çıkarmalarına izin vermeyin. Pratik yapmak için günde en fazla yarım saat ayırabiliyor bile olsanız, gerektiği şekilde konsantre olduğunuz taktirde bu kadar süre içinde bile inanılmaz başarılar elde edebilirsiniz.
5. Bir seferde bir saatten fazla çalışmayın. Biliyorumki her şey yolunda giderken gitarı bırakmak zordur, fakat inanmalısınızki on dakikalık ara bile konsantrasyonunuzu yeniden toplamanıza yardım eder. Bilimsel olarakta kanıtlandığı gibi insan beyni bir konu üzerine birkaç dakikadan fazla odaklanamaz, konsantrasyon dağılmaya başlar. Alıştırma yapılarak bu süre 45 dakikaya ve hatta bir saate çıkarılabilir, fakat bu süre sonunda konsatrasyon süresi giderek aşağılara düşer. Bu yüzden bu süreyi artırmak tehlikelidir,aksi taktirde dikkatimiz dağılmaya başlar. Yorgun olduğumuzda yaptığınız teknik ve müzikal hatalar artar ve bu hataları yok etmek haftalar hatta aylar alabilir.
6. Bir pratik yapma oturumuna çok fazla malzeme doldurmaya çalışmayın. Oturumunuzun bir kısmını teknik çalışmalara (diziler,alıştırmalar…vb) ve bir kısmı da özel bir parçayı çalışmayı içerecek şekilde zamanınızı ayarlayın. Az miktarda bir şeyi iyi yapmak tamamını kötü yapmaktan daha iyidir.
7. Çalışınızı sürekli olarak dikkatle dinleyin. Amacınız notaları kesmeksizin dolu, sıcak, ve net bir ses olmalıdır.Acele etmeyin , başlangıçta her şeyi yavaş yavaş uygulamaya koyun. Düşük hızda iken notaları rahat çalabildiğinizi hissediyorsanız temponuzu biraz artırabilirsiniz. Bir parçayı daha başlangıçta hızlı çalmaya çalışmak ilerlemeyi engeller.Bu durumda yapmış olduğunuz, hataları pratik
yapmaktır ve uzun süreli çalışlar bunu daha kötü hale getirir.
8. Bir parçaya hazırlanıp onu doğru hızda çalıyor olduğunuzda duraksamaktan veya yanlışlıkla başka bir nota yada nota grubu atlamaktan korkmayın. Büyük teknik problemlerin daha önceden belirlenip üzerinde çalışılması gerekir, fakat insanlar mükemmel varlıklar değillerdir hatalar her zaman ortaya çıkabilir. Bu nedenle hatalarınızın üzerine gitmekten korkmayın, çünkü müzikte işlenebilecek en büyük suç ritmi ya da akıcılığı bozmaktır.
9. Kabiliyetinizi aşan bir parçayı çalmaya uğraşmayın. Boyle parçaları herhangi bir şekilde duyup kendi kendinize pratik yapmaya çalışabilirsiniz. Fakat bu parçaları gelecekte başvurmak üzere şimdilik rafa kaldırmanızda bir sakınca yoktur. Kendinize bir pratik yapma çizelgesi hazırlayın. Bu çizelge basit parçalardan zor olanlara doğru sıralanmalıdır.
10. Gitar oldukça yaygın kullanılan bir enstrumandır.Bu nedenle gitarla ilgilenen insanlar arasına girdiğinizde onlarla birlikte çalışın, repertuarınızı paylaşın hatta düet bile yapabilirsiniz. Gitaristler ritm ve tempoda diğer müzisyenlere göre daha serbest hareket etmek isterler (genelde bilinç altı olarak). Bu durumu birlikte yapacağınız çalışmalarla düzeltebilirsiniz.

Son Otobüs – Nazım Hikmet Ran

Gece yarısı.Son otobüs.
Biletçi kesti bileti.
beni ne bir kara haber bekliyor evde,
ne rakı ziyafeti.
Beni ayrılık bekliyor.
Yürüyorum ayrılığa korkusuz ve kedersiz.

İyice yaklaştı bana büyük karanlık.
Dünyayı telaşsız, rahat seyredebiliyorum artık
Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği,
elimi sıkarken sapladığı bıçak.
Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.
Geçtim putların ormanından baltalayarak
nede kolay yıkılıyorlardı.
Yeniden vurdum mihenge inandığım şeyleri,
çoğu katkısız çıktı çok şükür.
Ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum vardı,
ne böylesine hür.

İyice yaklaştı bana büyük karanlık.
Dünyayı telaşsız, rahat seyredebiliyorum artık.
Bakınıyorum başımı kaldırıp işten,
karşıma çıkıveriyor geçmişten
bir söz
bir konu
bir el işareti.

Söz dostça
koku güzel,
el eden sevgilim.
Kederlendirmiyor artık beni hatıraların daveti
hatıralardan şikayetçi değilim.
Hiçbir şeyden şikayetim yok zaten,
yüreğimin durup dinlenmeden
kocaman bir diş gibi ağrımasından bile.

İyice yaklaştı bana büyük karanlık.
Artık ne kibri nazırın, ne katibin şakşağı.
Tas tas ışık döküyorum başımdan aşağı,
güneşe bakabiliyorum gözüm kamaşmadan.
Ve belki, ne yazık,
hatta en güzel yalan
beni kandıramıyor artık.
Artık söz sarhoş edemiyor beni,
ne başkasının ki, nede kendiminki.

İşte böyle gülüm,
iyice yaklaştı bana ölüm.
Dünya, her zamankinden güzel, dünya.
Dünya, iç çamaşırlarım, elbisemdi,
başladım soyunmağa.
Bir tren penceresiydim,
bir istasyonum şimdi.
Evin içerisiydim,
şimdi kapısıyım kilitsiz.
Bir kat daha seviyorum konukları.
Ve sıcak her zamankisinden sarı,
kar her zamankinden temiz.

Nazım Hikmet Ran

Yavaş Yavaş Ölürler

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına
çıkmamış olanlar

Pablo Neruda

Yaşadıklarımdan neler öğrendim?

YAS 5
Anne ve babamin birbirlerine
bagirmalarinin beni ne kadar
korkuttugunu ogrendim.
YAS 7
Mesrubat icerken gulersem ictigimin
burnumdan gelecegini ogrendim
YAS 12
Bir seyin degerini anlamanin en iyi
yolunun bir sure ondan yoksun kalmak
oldugunu ogrendim.
YAS 13
Annemle babamin elele tutusmalarinin
beni daima mutlu ettigini ogrendim.
YAS 15
Bazan hayvanlarin kalbimi insanlardan
daha fazla Isittigini ogrendim.
YAS 18
ilk genclik yillarimin keder,
saskinlik, istirap ve asktan ibaret
oldugunu ogrendim
YAS 24
Askin kalbimi kirabilecegini ama buna
deger oldugunu Ogrendim.
YAS 33
Bir arkadasi kaybetmenin en kestirme
yolunun ona odunc para vermek oldugunu
ogrendim.
YAS 36
Onemli olanin baskalarinin benim icin
ne dusundukleri degil, benim kendi hakkimda
ne dusundugum oldugunu ogrendim.
YAS 38
Esimin beni hala sevdigini, tabakta
iki elma kaldiginda kucugunu
almasindan anlayabilecegimi ogrendim.
YAS 41
Bir insanin kendine olan guveninin,
basarisini buyuk Oranda belirledigini
ogrendim.
YAS 44
Annemin beni gormekten her seferinde
sonsuz mutluluk duydugunu ogrendim..
YAS 46
Yalnizca minik bir kart gondererek
bile birinin gonlunu aydinlatabilecegimi
ogrendim.
YAS 49
Herhangi bir isi yaptigimdan daha iyi
yapmaya calistigimda, o isin
yaraticiliga donustugunu ogrendim.
YAS 50
Sevgi, evde uretilmemisse, baska
yerde ogrenmenin cok guc olabilecegini
ogrendim.
YAS 53
Insanlarin bana, izin verdigim
bicimde davrandiklarini ogrendim.
YAS 55
Kucuk kararlari aklimla, buyuk
kararlari ise kalbimle almam gerektigini
ogrendim.
YAS 64
Mutlulugun parfum gibi oldugunu,
kendime bulastirmadan baskalarina
veremeyecegimi ogrendim.
YAS 70
Iyi kalpli ve sevecen olmanin,
mukemmel olmaktan daha iyi oldugunu
ogrendim.
YAS 82
Sancilar icinde kivransam bile
baskalariina basagrisi Olmamam
gerektigini ogrendim.
YAS 90
Kiminle evlenecegin kararinin hayatta
verilen en onemli karar oldugunu
ogrendim.
YAS 95
Ogrenmem gereken daha pek cok seyler
oldugunu ogrendim.

Dun sabaha karsi kendimle konustum
Ben hep kendime cikan bir yokustum
Yokusun basinda bir dusman vardi
Onu vurmaya gittim kendimle vurustum

Özdemir Asaf

Salome’ye

Öyle bir hayat yasiyorum ki ,
Cenneti de gördüm , cehennemi de
Öyle bir ask yasadim ki, tutkuyu da gördüm , pes etmeyi de.
Bazilari seyrederken hayati en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadim.
Öyle bir rol vermisler ki ,
Okudum okudum anlamadim.
Kendi kendime konustum bazen evimde,
Hem kizdim hem güldüm halime,
Sonra dedim ki ” söz ver kendine ”
Denizleri seviyorsan , dalgalari da seveceksin ,
Sevilmek istiyorsan , önce sevmeyi bileceksin ,
Uçmayi seviyorsan , düsmeyi de bileceksin.
Korkarak yasiyorsan , yalnizca hayati seyredersin.
Öyle bir hayat yasadim ki ,
son yolculuklari erken tanidim
Öyle çok degerliymis ki zaman,
Hep acele etmem bundan,anladim…

Nietzsche